Radikal
29/1/200911:51
Obama piyasaya çıktı!Politika
Yaşanan gerçeklik ve beklentilerimiz!
Yaşanan ekonomik kriz, tüm dünyayı sarmakta olan boyutu ve derinliğiyle bu defa hepimizi dalga dalga saran bir karabasana dönüştü.Nedenini tam bilemediğimiz, ama yaşamımızda kara delikler açarak bizi yavaş yavaş yuttuğunu bildiğimiz bir kriz bu. Giderek artan bilgi kirliliğinde gerçekliğini anlayıp, kavrayamadığımız bu krizin hepimizde yarattığı derin umutsuzluk, açılan her kapıdan sunulan her ekmeği çare sanan, ve kurtarıcı bekleyen biçareye dönüştürdü bizleri. Bilinemeyen ve kavranamayan yaşamsal gerçeklikler, içinde devindiğimiz Sistemin varolan düzenleyicileri, yeniden üreticileri ya da onların uzman kahinleri, tarafından hemen de, bizleri korkutan, umutlarımızı yiyip bitiren canavarlara dönüştürülür.Tıpkı masallarda olduğu gibi!. Bilemediğimiz bu canavarın, abartılan korkusu da, uzatılan her türlü umut ekmeğini kemirtir bize. Oysa,varoluşumuz, bizi var eden çevre ile zorunlu ilişkilerimizde oluşan SİSTEMSEL yapılarda biçimlenmektedir.Biz,ilişkilerimizin oluşturduğu bu sistemsel yapıları, onların içinde evrilen ve organlaşarak büyüyüp bütünlenen İNSAN’ı, kısaca kendimizi de hala tanımıyoruz. Bilemediklerimizden korkuyoruz, bildiklerimizle yetiniyoruz. Bu durumun sürüp gitmesinden çıkarı olanlar,bilmemiz gerekenleri belirleyenler, sınırlayanlardır. Bildikleriyle güç toplayıp, birikim sağlayanlar,korkuyla umudu birbirine katıp bizlere sunarak, ortak yarınlarımızı dokurken, kabaca canlı birer güç kaynağı olarak, bizleri kullandılar.Düzeni buydu dünün, belkide zorunluydu. Ama bugün,biriken gücümüzün, yani sermayenin kendini yeniden üretmesinde, İnsanın kaba gücünden, akıllı gücünden çok, yaratıcı gücüne gereksinim duyduğu bir evrenin eşiğindeyiz. Bu günlere kadar her ülke ,çapına göre yaşadığı krizlerde, çarpıla doğrula bugünlere gelip dayandı. Bu krizlerin hepsi de, temelde birer dönüşüm kriziydi.Ama bugün, bu kriz hala anlaşılamayan boyutuyla, aynı zamanda küresel bir kriz. Resesyonuyla, beklenen depresyonuyla, ne salt finansal, ne salt talep eksikliğine bağlı, ne de yetersiz istihdamla sınırlıdır ve tek bir ülkenin krizi de değildir.Ülkeler boyutunda, birbirine entegre olmuş, bir Sistem’in krizidir. Sistemin belirleyici aracı, PARA türlü çeşitli giysiler içinde şişmiş, FED matbaalarında patlamış, yaralı ve güvensiz vaziyette, Finansörlerin kasasında yatıyor!. Devasa üretim araçları ve stoklarıyla üreticiler, yatırımcılar sermayeyi yüklemiş..... atalet içinde!.Ufalmanın, en az zararla kurtulmanın yollarını arar vaziyette!. Dönüştürücüler, tüketiciler, yani genelde emek tacirleri ise, elleri ceplerinde ve sokaklarda!.Bu manzara karşısında nereden, kimden umut ......beklenebilir? Kim umut?.. ABD. mi? 44. Başkan mı? AB. mi? Kim?..Yoksa artık, bilgisizliğimizi aşma, ortak aklımızla yaşadığımız gerçekliği kavrayarak korkularımızı yenme, iradesini göstermesi gereken kendimiz mi tek umudumuz? Bizim İNSAN GİBİ YAŞAMA umudumuzu yeşertecek olan, yoksa bu umutsuzluğumuzun umudu mu???!..
Sunday, February 1, 2009
Subscribe to:
Posts (Atom)