Sunday, December 20, 2009

Radikal

Açılım, 'hücre'den 'açık hava'ya çıkarken...

AÇILIM, SAÇILIRKEN!.. 19.12.2009

Elbette, bu saçılımın neresinden dönülebilirse dönülmelidir. Bu, kullanılan aklın, hiç olmazsa, “a”sını kurtarmaktır. Küreselleşen bir sistemin, ulaştığı çok yönlü birikim süreçlerinin sonunda, bugün bizleri getirip kapısına dayattığı, yeni evresini algılayıp, tanımadan attığımız her adım, ağır bedelli saçılım olur.
Sistemin önümüze koyduğu, zorunlu değişim ve dönüşümleri, kavramadan, dünden bugünlere, güdülerimize dayanarak, kat ettiğimiz yollara, ödediğimiz bedellerin, bilincinde olmadan, sezgilere dayanan, ortalama aklımızla, ancak kargaşa ve karmaşa yaratırız. Kraliçeyi ve arıları ürkütmeden, kovandan bal alan, arıcının önerileri de, dünün dünyası için geçerliydi. Hayvanlar dünyasından örneklerle, yaşamımızı düzenleyenlerin anlatıları, sistemin artık, , ağırlıklı olarak güdülerin yönlendirdiği sermayenin aklına değil, insan odaklı olması gereken, insanın ortak aklına dayanmalıdır.
İnsanı, kendisini gerçekten insan kılmak için kafesleyen, sistemin bugüne kadar gelen ve kaçınılmaz olarak yaşanan birikim sürecinin, kapitalist evresinin, veda çanları çalıyor. İnsanın kendisini kafeslerinden kurtaracağı, bu yeni evrenin anayolu DEMOKRATİKLEŞME DEĞİL DE NEDİR?..Demokratikleşme süreci de, tüm bu gerçekliklerin farkına varan, giderek sistemi ve insanı, kafeslerinden kurtarabildiği aklıyla yeniden keşfedenlerin ortak aklıyla başlayabilecektir. Yurdaer Erşan
Radikal

Kürtlere akıl vermeyi bıraksak...

Artık birbirimizle akıl alıp vermeyi öğrenelim!.. 19.12.2009

İpleri, meclis kürsülerinden atarak, yada elden ele dolaştırıp birilerinin eline vererek, başlanan ve sürdürülmeye çalışılan, sözüm ona demokratik açılım, böyle saçılır.Ama önemli olan, atılan her adımdan sonra, olan biteni sağlıklı teşhis etmek, yeni akıllar verme yerine, sağlıklı bir akıl alış verişi ortamı yaratarak, aklımızı, ortalama aklın mengenesinden kurtarmaktır.Sanırım öncelikle, yapılmak istenenin adını iyi koymak, tanımını doğru, dürüst yapmak gerekir. Toplumu parçalara ayırıp, karşı karşıya getirerek, hakları, gaklayanlara saçarak, çatışma ve provakasyon ortamları yaratarak, bir süreç akıldışına, ancak böyle çekilir.
B u deneyimden sonra, durumun çok yönlü tartışılması, demokratikleşme sürecinin zorunlu kıldığı ortak aklın yaratılması ve işlerliğinin sağlanması yolunun aydınlatılması ve zorunlu adımların atılması gereklidir.Parça parça açılımlarla, ipi elinde tutma telaşının yarattığı gerilim ve başarısızlıklarla, akılsız bedeller ödenerek, bu yol alınmaz.
Demokratikleşme denen sürecin doğasının dayattığı katılımın, iletişimin, diyaloğun, vb. önündeki tüm engeller, ortak karar süreçlerinde temizlenmelidir. Öncelikle, küreselleşen sistemin, sermaye merkezli değil, insan merkezli yeni evresinin, ne anlama geldiğini, birlikte iyice kavramalıyız. Eğer onun, DAYATAN BU ZORUNLU EVRESİNİN, gündemimize getirdiği, tüm alanları kucaklayan, demokratikleşme süreçlerini dengeli ve zorunlu bütünlüğü içinde işletemezsek, yaptığımız her hata, bumerang gibi dönüp başımıza ve şaşan aklımıza vuracaktır. O ölçüde bedeli ağır olsa da, bu zorunluluğu aşmada, insanların ortak aklı, doğru yolu bulacaktır. Yurdaer Erşan
Radikal

Bir OHAL masalı

O HALDEN BU HALE, BU HALDEN O HALE 19.12.2009
Yaşadığımız günlerin gerçekliğini, masallarda aramak, masallarla anlatmak masallarla korkutulduğumuz, masallarla avutulduğumuz, çocukluk günlerimi anımsattı bana. Bugün, okunan masalların arkasındaki gerçekliği, algılayıp kavrayabilecek, bir bilgi birikim düzeyine geldik. Bilimsel algılayış ve kavrayışımızda, açılan yepyeni ufuklar, daha tutarlı öngörülerde bulunma olanağını da, sunuyor bizlere.
Zorunluluklarla, olasılıklar arasındaki bağı, olan ile olması gereken arasındaki rolümüzü, olasılıklar dünyasında gerçekleşmesi gerekeni belirleme de parçanın değil, bütünün çıkarlarını, gözetmenin gereğini ve insanal erdemini, kavrayacak birikimlere de, ulaştırdı, sistem bizi. Bu birikimleri, paylaşabilmenin ve dolaysiyle demokratikleşerek, dünyamızın giderek yaratıcı, üretici bireyler dünyası, olabilmesinin potansiyellerini de, somutlaştırmaya başladı.
Eğer, içinde yaşadığımız, krizleriyle bizleri yıkımlara uğratarak, kendini yenileyen sistemin, dayattığı yeni evreyi, aklımızı geçmişin prangalarından kurtararak ve gözlerimizi ideolojilerin kör kıldığı perdelerden arındırarak, kavrayabiliriz.Sistemin yarınlarını da, OLUŞTURABİLECEĞİMİZ YENİ BİLİMSEL temellere dayanarak,algılayabiliriz. Küresel sistemin, bizleri, insanca yaşanabilir bir dünyayı kurmaya yöneltecek potansiyellerinin de, farkına varabiliriz.
Bütün sorun, bizleri aydınlatacak, aydınlığını paylaşacak, aydınlarımızın, kör kandillerini söndürüp, spotlarını yakmaları ve aydınlığını paylaşabilmelerine bağlı. Kandilli klavuzlarla yol alma çağı bitti. Demokratikleşme sürecine, kandille bakarsak, olması gerekeni açılım, saçılım gibi görürüz, o halden, bu hale geçemeyiz..
Yurdaer Erşan
Radikal
Gül bahçesi mi umuyordunuz?

GÜL BAHÇESİ UMMUYORUZ AMA. 18.12.2009
Elbette, bir şeyi açmak kolay değil. Hele hele hiç bilmediğin bir kapıyı açmak, hiç kolay değil!. Arkasından ne çıkar? Nereden bileceksin.Hele, demokratik açılım yolunu açanlar,ya demokratikleşmeyi bilmiyorlar yada, gerçekten toplumun psikolojisiyle oynuyorlar, bizi teslim almak mı, istiyorlar? Oysa bizler, zaten bu sistemin, yöneten, yönetilen ilişkisinin tarihsel zorunluluğu nedeniyle, dünya kurulalı beri, karşılıklı birbirimize teslim olmuşuz. Alındığımız, kırıldığımız, yıldığımız bir şey yok. Ama, bu kadar uzun bir tarihsel yolculukta, giderek gözü açılan, yaşanan gerçekliği, bitaraf olarak değil de, gerçekten arafta durarak, kavrayanımız yok mu, içimizde?
Elbette, ağrısız doğum olmaz. Dikensiz gül bahçesi, hiç mi hiç, olmaz..Güç ilişkilerinin, çıkar kavgalarının bugüne kadar biçimlendirdiği dünyamızda, atılan her adımda, açılan her kapının arkasında, her açılım ve saçılımda, kimin ne çıkarı var, neyi kazanıp, neyi kaybedeceğimizin korku ve endişesi, çok doğaldır. Hala dünyada, kazan kaybet oyunu oynanıyor.Hepimizin kazanacağı kapıları açmaya, açılımlara, kazan kazan denen, oyun olmayan oyunlara, hala başlamadık. Başlayamayız da. Çünkü, bu oyun hep beraber oynayacağımız, dünyamızı tüm insanlar için, onları kucaklayan tüm doğalarıyla, yaşanır kılma oyunudur. Demokratikleşme de, bu oyunun hep birlikte atacağımız ilk adımıdır.İnsanın ve sistemin kavranmasına yarayan, bu güne kadar kafalarımıza kazınmış, tüm paradigmaları, kavramları, aşmadan, ezberlerimizi bozmadan, bu adımları atamayız. Birbirimizi kandırmayalım ve korkutup oyalamayalım.
Yola mümkün olan birliktelikle çıkalım. Virajları da, birlikte dönelim.
Yurdaer Erşan