TARİHİN SONU MU ? (II)
Tüm dünyada yarattığı yankılarla,günlerdir medyada yer alan, olumlu olumsuz tepkilerle hala gündemimizden düşmeyen Putin; bu çıkışıyla nelerin altını çizdi, çok sesli ve çok uluslu koromuzdan ne tür nağmelerin dökülmesine yol açtı.Ulusal ve uluslararası medyanın her türünde dile gelen reel-nağmeler,dinleyenlerinin duygularını okşasa da, akıllarını karıştırıp,şaşırttı. İnsanların daha dün dinlediklerinde dile gelen düşüncelerin, temel dayanağı :
‘1990'larda çok tutulan, dünyanın tek bir süper güçle daha yaşanılır bir yer olacağı düşüncesiydi. Bu fikir, tek kutuplu dünyada hâkim devletin, küresel çıkarları ve sorumluluklarının peşinde, güvenlik, istikrar ve serbest ticaret gibi herkesin yarar sağlayacağı koşulları üreten bir aktör olarak hareket edeceği iddiasına dayanıyordu.’( 19.02.07.David Clark.Radikal) bu ve benzeri yaklaşımlardı.
Ve gene dün bizlere neler söylenmiş, nelere inandırılmışdık.
‘Soğuk savaşı bitiren temel faktör kapitalist sistem karşısında sosyalizmin başarısız kalarak rekabet edemez hale gelmesi olduğu söylendi. Kapitalist sistemin “rakipsizliği” bir yana “tarihsel olarak haklılığı”na da inandırıldık… Varşova paktının dağılması, Amerika'nın rakipsiz hale gelmesi, Rusya'nın Dünya Bankası kredilerine ve IMF reçetelerine muhtaç duruma düşmesi ABD'nin sadece rakipsizliği ve hegomonik gücü son derece sempatikleştirilerek dünya barışı adına 'reddedilemezliği' medyatik bombardımanla kafalara işlendi. ( Akif Emre 13.02.07 YeniŞafak )
Dünya medyasında KÜRESELLEŞME ve İMPARATORLUK aryalarını kah ayrı olgularmış gibi dillendirerek, kah birlikte harmanlayıp, yorumlayarak bizlere dinleten ve yıllardır kafalarımızı bulandıranlar,şimdi de Putin` in akordu bozan çıkışından etkilenerek, sazlarını yeni duruma ayarlamaya çalışıyorlar. Hepimiz bu hegemonik gücün pervasız ataklarıyla, şok üstüne şok yaşarken; medyada yer alan, çok yönlü ve farklı beklentilerin altını çizen, yaklaşımlara da kısaca değinmekte yarar var.Bu evrede yaşadığımız manzarayı mümkü olan boyutları ve derinlikleriyle kavramamızın ve görünmez eli mümkün olan tüm renkleriyle görünür kılmamızın olanaklı olduğuna inanıyorum.Çok ağır bedeller ödeyerek yaşamımızı sürdürmemize neden olan remil atarak yolumuzu bulmaktan, sözde(!) rotalar çizmekten nasıl kurtulabiliriz? Bunun üzerinde, birlikte düşünebilmek için,birbirimize doğru adım atmamızın, münazaranın ( tartışmanın) yerine, müzakereyi (konuşmayı) oturtmanın gereğine inanıyorum.
Bu çerçevede,Putin in çıkışı üstüne yapılan değerlendirmelerde ortaya çıkan ve üzerinde konuşulması gereken önemli noktaların altını çizmek için, alıntıları irdelemeye devam edelim.
Örneğin,19.02.07 tarihli Radikal gazetesinin The Guardian gazetesinden naklettiği makalede David Clark :” Doğru, fakat bu sözleri Rus liderden duymak da tuhaf. Eleştirilerinin neredeyse hepsi, öyle ya da böyle Putin yönetimi hakkında da söylenebilir. ABD'nin terörle savaş biçimine yükleniyor, ama Çeçenya siyasetinin acımasızlığı, Guantanamo'daki ihlalleri solda sıfır bırakır. Komşularını enerji kesintileri, ticaret ambargoları ve yerel isyanları desteklemekle korkutması, Putin'in dem vurduğu diplomatik ilkelerle taban tabana zıt. “ derken, Rusya`ya senin de dibin kara, ama tek süper güçle de ancak buraya kadar, (böyle ağır bedellerle yürür bu sistem, benim ilavem) diye ekliyor. Ve güçler dengesinin kapitalist sistemin bu evresi için bir zorunluluk olduğunun altını çiziyor.
Akif Emre de, adı geçen makalesinde: “ Şimdi esas soru şu: Rusya gerçekten Amerika'ya karşı meydan okuyabilir mi? Soğuk savaş döneminde olduğu gibi Amerikan gücünü dengeleyici bir rol üstlenebilir mi? Benzer soru Çin için de geçerli. “ derken,yazısının devamında: ” Önce şunu tespit etmek gerekiyor: artık ne Rusya ne de Çin soğuk savaş dönemindeki ülkeler değiller. “ diye ekliyor.
Sistem için bir güç dengesinin gereğini o da vurguluyor.Ancak soğuk savaş döneminde Rusya ve Çin’i sistemin dışında görüp, sistemi gererek dengeleyen bir kutup olarak, değerlendirirken; bugün sisteme entegre olmuş ,ancak Amerika’ya fren etkisi yapacak bir güç olarak görüyor.Aradığı ise,bir sistem eleştirisi yada alternatifidir (!).
“Bu gün durum çok daha farklı: Rusya tamamen serbest piyasa ekonomisine geçerek ideolojik ve sistem olarak zaten Batıya entegre olmuş durumda. Çin ise ekonomik olarak kapitalist siyasal olarak hala eski alışkanlıklarını devam ettiriyor. Rusya'nın itirazı artık dünya dengeleri içinde kendinin de hesaba katılması gerektiğini ilan etmekten ibaret. Tarihi Rus ideası ve imparatorluk özlemleri/deneyimi göz önüne alındığında bu anlaşılabilir.. Durum bu olunca Rusya'nın küresel kapitalizmin ulus-devletleri de kullanarak ve sınırlarını aşındırarak yayılmasına temelden itirazının olması düşünülemez. Sistem içi bir rekabet söz konusu olabilir ancak. Bazı çevrelerin Şangay oluşumundan büyük beklentilere girdiği gibi Rusya'nın bu çıkışından da umutlanacaklar olabilir. Rusya'nın Amerikan muhalefeti sınırlı alanlarda bir fren etkisi yapsa da kökten bir sistem eleştirisi olmaktan, alternatif geliştirmekten uzaktır.
Kapitalizme kapılanmış bir Rusya'nın Amerikan muhalefetinden fazla umutlanmaya gerek yok. Belki belli alanlarda frenleyici olursa onu da kar bilin. “
Bu satırlarla bitirdiği yazısında, Sayın Emre sisteme bir eleştiri ve alternatif beklentisi içinde olduğunu, ama ne Rusya, ne de Çin’in buna aday olmadığını söylüyor.Bu yaklaşımlar ve daha sonraki bölümde değineceğimiz diğerleri, kaçınılmaz olarak aklımıza şu soruyu getiriyor.Bu çıkıştan beklentimiz; sisteme bir alternatif olabilir mi?.Bütün bu karmaşık ve karışık bilgi ve tarif yığını içinde yaşadığımız gerçekliği nasıl kavrayabiliriz?.Gerçekliğe, her köşebaşından farklı gözlükle bakan ilmin, bilimin sözde kavramlarıyla ulaşmanın mümkün olmadığını da yaşıyoruz. Yoksa önceliğimiz, sistemi ve içinden geçmekte olduğumuz ve acılarla yaşadığımız,sistemin bu küreselleşme denen evresini ,tüm öznel belirlemeler, kavratmalar(!) , vaaz etmeler(!) ötesinde; 'birlikte,iyice nasıl kavraya biliriz'i düşünmek midir?
Ve birlikte düşünebilmenin, konuşabilmenin yollarını bulmak , ortamını yaratmak mıdır?
Yurdaer Erşan
Thursday, March 1, 2007
Friday, February 16, 2007
TARİHİN SONU* MU ? (1)
İki,üç gün önce Dünya medyasının gündemine düşen ve halen gündemdeki yerini koruyan Putin`in çıkışı, ve onun üzerine yapılan çok yönlü değerlendirmeler benim de GÜNDEMİM`e düştü.
43üncüsü Münih de toplanan Uluslar arası Güvenlik Konferansında “Güvenliğin evrensel ve bölünmez niteliği, ‘bir kişinin güvenliği herkesin güvenliği demektir’ şeklindeki temel ilke ile ifade edilir. “ diyerek konuşmasına başlayan Putin, “
Ancak, tek kutuplu dünya nedir? Bunu ne kadar süslerseniz süsleyin, netice itibariyle tek tip durum, tek erk, tek
güç merkezi, tek efendi anlamına gelir. Tek egemenin, tek efendinin olduğu bir dünya demektir. Sonuç olarak,
bu durum sadece sistemin içindekiler için değil, aynı zamanda egemenliği elinde bulunduran için de ölümcüldür,
çünkü onu içeriden yıkar. “ gibi bir belirleme yaptıktan sonra,konuşmasının devamında:
“Günümüz dünyasında, tek kutuplu dünyanın kabul edilemez olmasının yanı sıra, aynı zamanda imkansız olduğu kanaatindeyim. Ve bunun tek sebebi, günümüz dünyasında tekil liderliğin varlığı halinde, askeri, siyasi ve ekonomik kaynakların yetersiz kalacak olması değildir. Bundan daha önemlisi, model bizatihi kendisi kusurludur, çünkü esası gereği modern uygarlık için ahlaki bir temel yoktur ve olamaz “ diyerek yaptığı tarihsel konuşmada,küreselleşen Sistem`in yaşanan gerçekliğinin altını çizmiştir. ABD` nin hegemonyasında yaşanan sürecin yarattığı, tüm dünyayı ve özellikle Rusya`yı rahatsız eden bir takım açılımları dillendirdikten sonra; “Güç kullanımının meşru kabul edilebilmesi için mutlaka BM tarafından onaylanması gerekir. Ve BM yerine NATO ya da AB’yi koymamıza gerek yok. “
“ Berlin Duvarı’ nın taşları ve betonarme blokları çoktan hediyelik eşya olarak dağıtıldı. Ama unutmamalıyız ki Berlin Duvarı’nın çöküşü demokrasi, özgürlük, açıklık ve büyük Avrupa ailesinin tüm fertleriyle kalıcı ortaklık adına yapılan; “bizim halkımız tarafından da yapılmış” , tarihi bir tercihtir . “
“Biz ortaklığa açığız. Yabancı şirketler tüm büyük enerji projelerimize dahil olmaktadır. Farklı kaynaklardan alınan verilere göre; Rusya’da petrol çıkarma işinin %26’ lara varan kısmı, lütfen bir düşünün, yabancı sermayeye aittir. Örnek verin, bana Rusya’nın batılı ülkelerin kilit ekonomik sektörlerine dahil olmasına örnek verin. Bu tür örnekler bulamazsınız. “
“Ve doğrudan küresel güvenliği etkileyecek önemli bir konu daha var. Bugün birçok kişi yoksulluk hakkında konuşuyor. Bu kürede aslında ne oluyor? Bir yandan dünyanın en fakir ülkelerine yardım amaçlı programlar için parasal kaynaklar ayrılıyor, hatta bazen çok büyük kaynaklar ayrılıyor. Ama dürüst olmak gerekirse, çoğumuz biliyoruz ki bu yardımlar yardımı yapan ülkenin şirketlerinin de aynı zamanda büyümesiyle ilişkileniyor. Ve öte yandan, gelişmiş ülkeler aynı zamanda tarımsal sübvansiyonlarını muhafaza etmekte ve bazı ülkelerin ileri teknoloji ürünlere ulaşmasına limit koymaktadır. “
“ Dünyanın önde gelen ülkelerinin bu (ve benzeri tehditleri)tehdidi görmesi gerektiği gayet açıktır. Ve bu yüzden küresel ekonomik ilişkilerde herkese gelişme şansı ve olasılığı veren daha demokratik, daha adil bir sistem geliştirmeleri gerekir. “
“Bununla ilgili olarak küçük bir hatırlatma yapayım. Bizi bu yönde teşvik etmenize pek de gerek yok. Rusya bin yılı aşkın tarihe sahip bir ülkedir ve her zaman bağımsız bir dış politika izlemiştir. “
“ Bu geleneği bugün değiştirmeyeceğiz. Aynı zamanda, dünyanın nasıl bir değişim geçirdiğini çok iyi biliyoruz ve elimizdeki fırsatları ve potansiyeli gerçekçi bir şekilde değerlendiriyoruz. Fakat elbette sadece küçük bir grup için değil tüm dünya için güvenlik ve refahı sağlayacak adil ve demokratik bir dünya düzenini oluşturmada birlikte çalışabileceğimiz sorumlu ve bağımsız ortaklarla işbirliği yapmayı bizler de arzu ederiz. “
“Bu geleneği bugün değiştirmeyeceğiz. Aynı zamanda, dünyanın nasıl bir değişim geçirdiğini çok iyi biliyoruz ve elimizdeki fırsatları ve potansiyeli gerçekçi bir şekilde değerlendiriyoruz. Fakat elbette sadece küçük bir grup için değil tüm dünya için güvenlik ve refahı sağlayacak adil ve demokratik bir dünya düzenini oluşturmada birlikte çalışabileceğimiz sorumlu ve bağımsız ortaklarla işbirliği yapmayı bizler de arzu ederiz..” (www.tsk.mil.tr) diyen Putin, tek gücün,kutbun hegemonyasında yaşanan küreselleşme sürecinin bu evresinde, sistemin geleceği açısından eksikliğini ve gereğini gördüğü diğer gücün,güçler ittifakının,kutbun oluşturulmasının zeminini yoklamaktaydı. Ve bu çerçevede ilk açılımını da, Müslüman dünyasına adım atarak başlattı.Putin,Suudi Arabistan,Katar,Ürdün turundayken medyaya Fransa Cumhurbaşkanı J.Chirac`ın haftalık haber dergisi Marianne2007 de yer alan anılarından üzerinde düşünülmesi gereken ilginç satırlar düştü.
· Liberalizme inanmıyorum. Sonu komünizm gibi olacak
Görev süresinin bitimine 3 ay kalan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, 74 yıllık hayatı ile ilgili çarpıcı siyasi düşünce ve özel anılarını “Elysee'de Bir Yabancı' adlı kitabında anlattı. Chirac'ın biyografisi olarak da görülen kitabın, haftalık haber dergisi Marian'da yayınlanan bazı bölümleri, ülkede büyük yankı yarattı. 40 yıllık siyasi yaşamı boyunca sağ yelpazede yer alan Chirac, kitapta, liberalizmin sonunu komünizm gibi gördüğünü söyledi. Chirac, “Liberalizm komünizm kadar tehlikeli. Liberalizme inanmıyorum. Komünizm ile liberalizm arasında bir çözüm arıyoruz” dedi
· Bush'u 36 kez aradım ve Irak konusunda hata yaptığını söyledim
Chirac, ABD'ye de yüklenerek, “Coca-Cola gibi firmaların hegemonyalarını kabullenmekte zorlandığım doğru. Kendi bakış açılarını benimsetmeye çalışan Amerikalılarla devamlı problemim oldu” diye konuştu. Irak Savaşı'nı değerlendiren Chirac, George Bush'u bu savaşı başlatmaması için ikna etmeye çalıştığını ancak başaramadığını şu sözlerle dile getiriyor: Bush'a 36 kez, net biçimde, büyük hata yaptığını ve Irak'ta kitle imha silahları bulunduğuna ilişkin hikayelerine inanmadığımı söyledim. Chirac, 1960'lı yılların sonundan itibaren Güney Afrika Cumhuriyeti'nde ırk ayrımına karşı mücadele veren Afrika Ulusal Kongresi'ne gizlice finansman sağladıklarını da açıkladı. (YeniŞafak,13 Şubat 07)
Putin` in çıkışının dünyada ve basınımızda yarattığı etki ve tepkinin yanında, Chirac` ın anılarından alıntılar ve özellikle Liberalizmin de Komünizm kadar tehlikeli olduğuna,Liberalizme inanmadığına ve ikisi arasında bir yol aradığına ilişkin yaklaşımı pek yankı bulmadı.İkince bölümde, Putin` in ve J.Chirac`ın söylemleri ve yarattığı etki ve tepkilere ilişkin düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
* Francis Fukuyama`nın 11 Eylül öncesi yayımlanan Tarihin Sonu ve Son İnsan adlı ünlü eserinde açımlanan tezine de gönderme.
Yurdaer Erşan
43üncüsü Münih de toplanan Uluslar arası Güvenlik Konferansında “Güvenliğin evrensel ve bölünmez niteliği, ‘bir kişinin güvenliği herkesin güvenliği demektir’ şeklindeki temel ilke ile ifade edilir. “ diyerek konuşmasına başlayan Putin, “
Ancak, tek kutuplu dünya nedir? Bunu ne kadar süslerseniz süsleyin, netice itibariyle tek tip durum, tek erk, tek
güç merkezi, tek efendi anlamına gelir. Tek egemenin, tek efendinin olduğu bir dünya demektir. Sonuç olarak,
bu durum sadece sistemin içindekiler için değil, aynı zamanda egemenliği elinde bulunduran için de ölümcüldür,
çünkü onu içeriden yıkar. “ gibi bir belirleme yaptıktan sonra,konuşmasının devamında:
“Günümüz dünyasında, tek kutuplu dünyanın kabul edilemez olmasının yanı sıra, aynı zamanda imkansız olduğu kanaatindeyim. Ve bunun tek sebebi, günümüz dünyasında tekil liderliğin varlığı halinde, askeri, siyasi ve ekonomik kaynakların yetersiz kalacak olması değildir. Bundan daha önemlisi, model bizatihi kendisi kusurludur, çünkü esası gereği modern uygarlık için ahlaki bir temel yoktur ve olamaz “ diyerek yaptığı tarihsel konuşmada,küreselleşen Sistem`in yaşanan gerçekliğinin altını çizmiştir. ABD` nin hegemonyasında yaşanan sürecin yarattığı, tüm dünyayı ve özellikle Rusya`yı rahatsız eden bir takım açılımları dillendirdikten sonra; “Güç kullanımının meşru kabul edilebilmesi için mutlaka BM tarafından onaylanması gerekir. Ve BM yerine NATO ya da AB’yi koymamıza gerek yok. “
“ Berlin Duvarı’ nın taşları ve betonarme blokları çoktan hediyelik eşya olarak dağıtıldı. Ama unutmamalıyız ki Berlin Duvarı’nın çöküşü demokrasi, özgürlük, açıklık ve büyük Avrupa ailesinin tüm fertleriyle kalıcı ortaklık adına yapılan; “bizim halkımız tarafından da yapılmış” , tarihi bir tercihtir . “
“Biz ortaklığa açığız. Yabancı şirketler tüm büyük enerji projelerimize dahil olmaktadır. Farklı kaynaklardan alınan verilere göre; Rusya’da petrol çıkarma işinin %26’ lara varan kısmı, lütfen bir düşünün, yabancı sermayeye aittir. Örnek verin, bana Rusya’nın batılı ülkelerin kilit ekonomik sektörlerine dahil olmasına örnek verin. Bu tür örnekler bulamazsınız. “
“Ve doğrudan küresel güvenliği etkileyecek önemli bir konu daha var. Bugün birçok kişi yoksulluk hakkında konuşuyor. Bu kürede aslında ne oluyor? Bir yandan dünyanın en fakir ülkelerine yardım amaçlı programlar için parasal kaynaklar ayrılıyor, hatta bazen çok büyük kaynaklar ayrılıyor. Ama dürüst olmak gerekirse, çoğumuz biliyoruz ki bu yardımlar yardımı yapan ülkenin şirketlerinin de aynı zamanda büyümesiyle ilişkileniyor. Ve öte yandan, gelişmiş ülkeler aynı zamanda tarımsal sübvansiyonlarını muhafaza etmekte ve bazı ülkelerin ileri teknoloji ürünlere ulaşmasına limit koymaktadır. “
“ Dünyanın önde gelen ülkelerinin bu (ve benzeri tehditleri)tehdidi görmesi gerektiği gayet açıktır. Ve bu yüzden küresel ekonomik ilişkilerde herkese gelişme şansı ve olasılığı veren daha demokratik, daha adil bir sistem geliştirmeleri gerekir. “
“Bununla ilgili olarak küçük bir hatırlatma yapayım. Bizi bu yönde teşvik etmenize pek de gerek yok. Rusya bin yılı aşkın tarihe sahip bir ülkedir ve her zaman bağımsız bir dış politika izlemiştir. “
“ Bu geleneği bugün değiştirmeyeceğiz. Aynı zamanda, dünyanın nasıl bir değişim geçirdiğini çok iyi biliyoruz ve elimizdeki fırsatları ve potansiyeli gerçekçi bir şekilde değerlendiriyoruz. Fakat elbette sadece küçük bir grup için değil tüm dünya için güvenlik ve refahı sağlayacak adil ve demokratik bir dünya düzenini oluşturmada birlikte çalışabileceğimiz sorumlu ve bağımsız ortaklarla işbirliği yapmayı bizler de arzu ederiz. “
“Bu geleneği bugün değiştirmeyeceğiz. Aynı zamanda, dünyanın nasıl bir değişim geçirdiğini çok iyi biliyoruz ve elimizdeki fırsatları ve potansiyeli gerçekçi bir şekilde değerlendiriyoruz. Fakat elbette sadece küçük bir grup için değil tüm dünya için güvenlik ve refahı sağlayacak adil ve demokratik bir dünya düzenini oluşturmada birlikte çalışabileceğimiz sorumlu ve bağımsız ortaklarla işbirliği yapmayı bizler de arzu ederiz..” (www.tsk.mil.tr) diyen Putin, tek gücün,kutbun hegemonyasında yaşanan küreselleşme sürecinin bu evresinde, sistemin geleceği açısından eksikliğini ve gereğini gördüğü diğer gücün,güçler ittifakının,kutbun oluşturulmasının zeminini yoklamaktaydı. Ve bu çerçevede ilk açılımını da, Müslüman dünyasına adım atarak başlattı.Putin,Suudi Arabistan,Katar,Ürdün turundayken medyaya Fransa Cumhurbaşkanı J.Chirac`ın haftalık haber dergisi Marianne2007 de yer alan anılarından üzerinde düşünülmesi gereken ilginç satırlar düştü.
· Liberalizme inanmıyorum. Sonu komünizm gibi olacak
Görev süresinin bitimine 3 ay kalan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, 74 yıllık hayatı ile ilgili çarpıcı siyasi düşünce ve özel anılarını “Elysee'de Bir Yabancı' adlı kitabında anlattı. Chirac'ın biyografisi olarak da görülen kitabın, haftalık haber dergisi Marian'da yayınlanan bazı bölümleri, ülkede büyük yankı yarattı. 40 yıllık siyasi yaşamı boyunca sağ yelpazede yer alan Chirac, kitapta, liberalizmin sonunu komünizm gibi gördüğünü söyledi. Chirac, “Liberalizm komünizm kadar tehlikeli. Liberalizme inanmıyorum. Komünizm ile liberalizm arasında bir çözüm arıyoruz” dedi
· Bush'u 36 kez aradım ve Irak konusunda hata yaptığını söyledim
Chirac, ABD'ye de yüklenerek, “Coca-Cola gibi firmaların hegemonyalarını kabullenmekte zorlandığım doğru. Kendi bakış açılarını benimsetmeye çalışan Amerikalılarla devamlı problemim oldu” diye konuştu. Irak Savaşı'nı değerlendiren Chirac, George Bush'u bu savaşı başlatmaması için ikna etmeye çalıştığını ancak başaramadığını şu sözlerle dile getiriyor: Bush'a 36 kez, net biçimde, büyük hata yaptığını ve Irak'ta kitle imha silahları bulunduğuna ilişkin hikayelerine inanmadığımı söyledim. Chirac, 1960'lı yılların sonundan itibaren Güney Afrika Cumhuriyeti'nde ırk ayrımına karşı mücadele veren Afrika Ulusal Kongresi'ne gizlice finansman sağladıklarını da açıkladı. (YeniŞafak,13 Şubat 07)
Putin` in çıkışının dünyada ve basınımızda yarattığı etki ve tepkinin yanında, Chirac` ın anılarından alıntılar ve özellikle Liberalizmin de Komünizm kadar tehlikeli olduğuna,Liberalizme inanmadığına ve ikisi arasında bir yol aradığına ilişkin yaklaşımı pek yankı bulmadı.İkince bölümde, Putin` in ve J.Chirac`ın söylemleri ve yarattığı etki ve tepkilere ilişkin düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
* Francis Fukuyama`nın 11 Eylül öncesi yayımlanan Tarihin Sonu ve Son İnsan adlı ünlü eserinde açımlanan tezine de gönderme.
Yurdaer Erşan
Subscribe to:
Posts (Atom)