UFUKTA GÖRÜNEN NE?..
Evren'de ve onun bir zerresi olan doğamızda var olmak ve varlığını sürdürebilmek,
her canlı için, onu örgütleyen enerji
ile oluşan enerji alışverişine dayanan bir sistemsel yapıya bağlıdır.
Açık bir sistem olarak, çevresiyle sürekli enerji alış verişinde bulunmak
zorunda olan senin yaşamın da , örgütleye bildiğin enerjiye dayanarak,
yarattığın ve geliştirdiğin güce bağlıdır…Kısaca sen, bilebildiğimiz
kadarıyla evrenin en son ve en gelişkin
bir ürünü olarak, arızalanma riski de en yüksek bir varlıksın. Çünkü sen gücü farklı olan bir güçsüzsün!.Oysa doğada tüm yaşam , güç
ilişkileri düzeninde varolur ve sürer. Varlığını güç alış verişi
düzeninde korur ve geliştirebilirsin. İnsanlık tarihi de başlangıçta bu
zorunlu güç ilişkileri sistemi içinde yazılan , çizilen bir TARİHTİR. Elindeki
Sopayla “ güç bende!..” diye haykıran insan tarafından yaratılan ve
yazılmaya başlayanan bu TARİH yoluna, para ile onu yaratan, tanıyan,
işlevlerini keşfeden insanlarca yazılmaya devam etti bugüne kadar. Paranın , çok kılıklı,
çok işlevli yapısıyla yarattığı ve temsil ettiği sermayenin adını
verdiği güç ilişkiler sistemin bu yeni evresinin adı
da, KAPİTALİZM ya da Kapitalist düzen, Sistem oldu..Sopa ile kurulan güç
ilişkileri düzeninde insan, insanda iki bölüğe bölündü. Sopayı, kılıcı, orduyu
, Devleti elinde tutan,Yönetenler ve de onun yönettiği. yönetilenler… Paranın düzeninde ise bu
ayrışma, toplumlarda güce hükmedenler, onu koruyup geliştirenler, sermayedarlar
ile her türlü gücü sağılan insanlar, proletarya, kısaca burjuva sınıfı ve işçi sınıfı
karşıtlığı olarak biçimlendi. Parçalanarak insanlıktan çıkan İNSANın yaşamsal
gereksinimi olan gücün yaratımı ve birikimi sürecinde yaşanan sınıf mücadelelerinin
yarattığı krizler ve çatışmalarla zaman zaman aklın yolunu bulmada
zorlanan insanlığa, bu durum ağır bedeller ödetti. Kayıplar ve
yıkımlarla yok edilen birikimler, aynı zamanda gücün gelişiminin,
dönüşümünün yollarını da açtı.İnsana, entropisi en az, en rasyonel üretimin
,bilgi yoğun üretimin, aynı zamanda gücün dönüşümünün yeni
yollarını da keşfettirdi. Ulaşılan Teknik , teknolojik gelişim ve oluşan bilgi
birikimi bizi bugün sanayi 4.0 ‘ın kapısına taşıdı!..Ancak,
proletaryasının giderek Sistemden dışlanması ve de Küreselleşen sitemde
insanların yoğun bir biçimde kullanım değerleri dünyasından da koparılıp,yaşamı mübadele değerleri dünyasına taşıması, gereksizler, prekaryalaşma sürecini de, krizlerini de farklı
boyutlarda derinleştirdi. Sistemin dinamiği olan sınıf
mücadelelerinin bu yeni formatı, yeni krizlerini savaş ve yıkımlarını
da beraberinde getirdi. Farkına varılmayan, Sistemin dayatan bu yeni
bir evresinin , sistemde büyük ve köklü bir dönüşüm zorunluluğuyla
kapımızı çaldığıdır. Küreselleşen sistemin, Ulus Devletlerin parsel
parsel sardığı dünyamızı, kaçınılmaz olarak bütünleyen gelişimi, bir
parçasında yaşanan sancıları tıpkı bir insan vücudu gibi bütününde
yaşanır kıldı. Sanki dün parçalanan İNSAN'ın bütünlenebilmesi yolunda ilk adımları atmanın da, zamanı geldi. Bunun için
tartışılması ve cevabı aranması gereken, yeni aklın, ortak kılınacak aklın sordurduğu bu soruların köklü cevaplarını vermektir!.. NE?.NİYE?.NASIL?. NEREDE?. Ve NİÇİN?.dir.
Yurdaer Erşan
( Devamı:yurdaerersan@blogspot.com)