Friday, January 12, 2018

 UFUKTA GÖRÜNEN NE?..
 Evren'de ve onun bir zerresi olan doğamızda  var olmak  ve varlığını sürdürebilmek, her canlı  için, onu örgütleyen enerji ile  oluşan enerji alışverişine dayanan bir sistemsel yapıya bağlıdır. Açık  bir sistem olarak, çevresiyle sürekli enerji alış verişinde bulunmak zorunda olan senin yaşamın da , örgütleye bildiğin  enerjiye dayanarak, yarattığın ve geliştirdiğin güce bağlıdır…Kısaca sen, bilebildiğimiz kadarıyla evrenin en son ve en gelişkin  bir ürünü olarak, arızalanma riski de en yüksek bir varlıksın. Çünkü sen gücü farklı olan bir güçsüzsün!.Oysa  doğada tüm yaşam , güç ilişkileri düzeninde varolur ve sürer. Varlığını güç alış verişi  düzeninde korur ve geliştirebilirsin.  İnsanlık tarihi de başlangıçta bu zorunlu güç ilişkileri sistemi içinde yazılan , çizilen bir TARİHTİR. Elindeki Sopayla  “ güç bende!..” diye haykıran insan tarafından yaratılan ve yazılmaya başlayanan bu TARİH yoluna, para ile onu yaratan, tanıyan, işlevlerini keşfeden insanlarca yazılmaya devam etti bugüne kadar. Paranın , çok kılıklı, çok işlevli  yapısıyla  yarattığı ve temsil ettiği sermayenin adını verdiği  güç ilişkiler  sistemin  bu  yeni evresinin adı da, KAPİTALİZM ya da Kapitalist düzen, Sistem oldu..Sopa ile kurulan güç ilişkileri düzeninde insan, insanda iki bölüğe bölündü. Sopayı, kılıcı, orduyu , Devleti elinde tutan,Yönetenler ve  de onun yönettiği. yönetilenler… Paranın düzeninde  ise bu ayrışma, toplumlarda güce hükmedenler,  onu koruyup geliştirenler,  sermayedarlar ile her türlü gücü sağılan  insanlar,  proletarya, kısaca burjuva sınıfı  ve işçi sınıfı karşıtlığı olarak biçimlendi. Parçalanarak insanlıktan çıkan İNSANın yaşamsal gereksinimi olan gücün yaratımı ve birikimi sürecinde yaşanan sınıf mücadelelerinin yarattığı krizler ve çatışmalarla  zaman zaman aklın yolunu bulmada zorlanan insanlığa, bu durum  ağır bedeller ödetti. Kayıplar ve yıkımlarla  yok edilen birikimler, aynı  zamanda gücün gelişiminin, dönüşümünün yollarını da açtı.İnsana, entropisi en az, en rasyonel üretimin ,bilgi yoğun üretimin, aynı zamanda gücün dönüşümünün  yeni  yollarını da keşfettirdi. Ulaşılan Teknik , teknolojik gelişim ve oluşan bilgi birikimi bizi bugün sanayi 4.0 ‘ın kapısına taşıdı!..Ancak, proletaryasının  giderek Sistemden dışlanması ve de Küreselleşen sitemde insanların yoğun bir biçimde kullanım değerleri dünyasından da koparılıp,yaşamı mübadele değerleri dünyasına taşıması, gereksizler, prekaryalaşma sürecini de, krizlerini de   farklı boyutlarda  derinleştirdi.  Sistemin dinamiği olan sınıf mücadelelerinin bu yeni formatı,  yeni krizlerini savaş ve yıkımlarını da  beraberinde getirdi. Farkına varılmayan, Sistemin dayatan bu yeni bir  evresinin , sistemde büyük ve köklü bir dönüşüm  zorunluluğuyla kapımızı çaldığıdır. Küreselleşen sistemin, Ulus Devletlerin parsel parsel  sardığı dünyamızı, kaçınılmaz olarak bütünleyen gelişimi, bir parçasında yaşanan  sancıları tıpkı bir insan vücudu gibi bütününde  yaşanır  kıldı. Sanki dün parçalanan İNSAN'ın  bütünlenebilmesi yolunda ilk adımları  atmanın da, zamanı geldi. Bunun için tartışılması ve cevabı aranması gereken, yeni aklın, ortak kılınacak aklın sordurduğu bu soruların köklü cevaplarını vermektir!.. NE?.NİYE?.NASIL?. NEREDE?. Ve NİÇİN?.dir.
                                                               Yurdaer Erşan
( Devamı:yurdaerersan@blogspot.com)



No comments: