Wednesday, January 26, 2011

MARX MI?... MARKSİZM Mİ?


Radikal
hayat
20.01.2011
21. asırda yeni bir sistem doğacak

Yorum: MARX MI?..MARKSİZM Mİ?

Leninizmin gölgesinde kalarak, uzunca bir süre, unutturulmaya çalışılan ya da, unutulan Marx`in düşünceleri, hala aşılamayan ideolojiler çağının, böyle bir evresinde, marksizm olarak, ideoloji olarak yeniden kafalara sokulmaya, çalışılmaktadır. Ağır bedeller ödenerek yaşanan bunca deneyin ardından, hiçbir köklü eleştirel yaklaşıma yönelmeden ve de, güncellenmesi gereken boyutlarıyla güncellemeye girişilmeden,sürdürülen bu tür çabaların, hiçbir değişime yol açmayacağı ve de, neye hizmet ettiği ortadadır. Marx, küreselleşen dünyamızda, egemen olan siyasal düzenin sol, solak partileri ve akımlarınca, kolundan bacağından çekiştirilmekte, ideolojik bir aygıt olarak, yeniden kullanıma arzedilmektedir. Güç ilişkilerinin egemen olduğu dünyalarında, ulusal yapılanmalar içine sıkışmış, hala, iktidar umudu ile enerji tüketenler, kendilerine onu kılavuz kılarak, güç derlemeye, militan devşirmeye çabalamaktalar.
Oysa Marx, sistemin, kapitalizm olarak adladırılan, tarihsel bir evresinin "anatomisini" anlaşılır kılmaya çalışan ve geleceğe yönelik açılımlarının da altını çizerek, bir gelecek tahayyülü oluşturan, küresel-sistemsel boyutta, insanlığın bilgi birikimine, önemli katkıları olmuş, tüm diğer düşünürler gibi, önemli bir düşünür ve eylem adamıydı...
Bugün Marx, bilimsel, teknik-teknolojik, vb. tüm gelişmelerin ışığında, küreselleşen bir sistemin varlık koşullarında, ancak yarın tahayyülümüzde, dünden getirdiği önemli belirlemeleri, düşünsel açılımları ve deneyimleriyle, tüm diğerleri gibi önemli, değerli katkılarda bulunabilir. Doğa bilimlerinde, dünden bugüne kat edilen mesafe ve açılan yeni ufuklar, elbette yarın tahayyülümüzün, yeni dayanakları oldular.Newton fiziğinin dünyasını, bütünleyen Sibernetik,İzafiyet, Kuantum, ve Kaos kuramları bizde, yeni bir Doğa tasarımı ve,bütünsel bir Doğa algısı yarattı.
Liberal, Marksit, vb. ideolojiler dünyasında, parçalanmışlığının ve kendine yabancılaşmanın en derin ifadesini bulan insan da, bu gelişimden payını aldı. Kendi bütünselliğini algılamanın ve bütünlenmiş bir insan olarak, var olabilmenin koşullarını, algılamanın yollarının giderek aydınlandığını farketti. Varoluşumuzdan bu yana, içinde devindiğimiz, parçalanarak, sınıflara bölünerek, hükmederek, yok ederek yarınlarımızı dokuduğumuz bu evrensel enerji mübadeleleri sistemi içinde, insan olarak, geleceğimizi biriktirdiğimiz bir alt sistem olan kapitalizmin de, küreselleşerek limitlerine dayandığı bir evrede olduğumuzu, bize gösterdi..
Birbirimizle, doğayla, birbirini bütünleyen dengeli ve yaratıcı bir ilişkiler sürecinin de, eşiğindeyiz diyebiliyoruz artık. 21asırda, yeni bir sistemin, kendiliğinden doğmayacağını biliyoruz.Ancak sistemi kavrayanların ve insanın, bu tarihsel yolculuğunu anlayanlayarak, kendini bütünleyebilenlerin, ilişkilerini bu çerçevede, yeniden düzenleyebilenlerin, aydınlatabileceği ve kat edebilecekleri bir yol var önümüzde.
Bugüne kadar süren tarihsel yolculuğumuzda, en kısa yolu, en az kaybı sağlayan bilgi birikimine katkıları olanların, yolumuzu aydınlatan ışığını, insanlık daima canlı tutacaktır. Ancak,kat edilebilecek böyle aydınlatılmış bir yol, hepimizi insanca yaşayacağımız bir düzenin kapılarına, sistemin yeni bir evresine götürebilir.
Yurdaer Erşan

No comments: