KAPİTALİZMİ SORGULAYAN ÇOK DA, SİSTEMİ SORGULAYAN YOK!..
Şimdiye kadar yazılan çizilenlerden ve de tartışan, sorgulayan uzmanların dediklerinden şunu rahatlıkla çıkarabiliriz.Hala aşılamayan ideolojiler dünyasının parçaladığı beyinlerimiz,her türlü olay ve olguyu farklı kavramlar ve tanımlarla algılayıp kavramaya çalışıyor. Bu nedenle de, elma armut birbirine karışıyor.
Gerçekte, hala bilimsel bir temele sahip olmayan, nesnesinin ne olduğu belirsiz bir ilmin, matematik formüller ve garip kehanetlerle,çıkar kavgaları dünyasında farklı çıkarlara hizmetle görevli bu sözüm ona bilimin, yaşanan krizleri algılama,kavrama ve çözümler önermede ki yetersizliklerini yaşayarak görmekteyiz.
Yaşadığımız üç dönemsel krizde insanlığın kaybettikleri ve halen kaybetmekte oldukları belki de sistemi gereği gibi kavrayamayışımızın bir sonucu olarak da düşünülebilir.Düşünülmelidir de. Her ne kadar, yıkımlardan da sermayenin kazanımları vardır diye, aksini iddia eden , güdülerine güvenen,güdüleri ile ilmi fetvalar yazanlar varsa da, sonuçta sistemi ve kendisini hala tanıyıp kavrayamayan, insanoğlunun kaçınılmaz kaybıdır bütün bunlar.
Tüm evrende temel bir belirleyici olan, evrensel mübadele ilişkileri sistemi, İnsanoğlunun varoluşuyla birlikte,onun varoluş sürecinin de, temel belirleyicisi olmuştur. Kısaca, Yaratıcı-üretici gücünün kaynağı olan, beyninin yarattığı sonsuz ihtiyaçlarla, üretmek istediği tatmin araçlarını, üretecek gücünün kaynağı olan bedeninin, sınırlı gücü arasında yaşadığı ve halen yaşamakta olduğu çelişki, onun en temel sorunudur. Dikeyine , yatayına iş bölümlerinde parçalanması ve kendine insan olarak yabancılaşması kaçınılmazdı.Kendisini kuşatan Doğa ile kurmak zorunda olduğu mübadele ilişkisini, yetmezliği ve yetersizliği nedeniyle türdeşi ile de kurmak zorundaydı.Ve bu ilişkilerde gücünün her türlüsünü örgütledi ve geliştirdi.
İnsan,sosyal yada türsel varoluşunda, yaşamak zorunda olduğu tüm toplumsal örgütlenmeleri içinde varolduğu mübadele ilişkileri genel sisteminin içinde yeşertti. Bu temelde oluşan güç ilişkileri düzeninde bu toplumsal örgütlenmelerini de geliştirerek, birbirini dıştalayan evrelerden geçerek, bu günlere geldi.
Kapitalizmi,mübadele araçlarının en gelişkini olan ve insan oğlunun en büyük icadı paranın yardımıyla bir dinamik birikim süreci olarak, insanın tüm güçlerine ve kendine insan gibi egemen olacağı bir evreyi hazırlayan,bir alt sistem olarak anlarsak, onunda bağrında işleyen ve gittikçe derinleşen bir yapısal sorunun var olduğunu biliyoruz. İnsanı ,sistem anlatılarından dışlamamış olan, A.Smith, K.Marx, J.M.Keynes bu soruna ve nedenlerine çok yönlü değinirler.Üretimle, tüketim arasında artan dengesizlik ve sistemi kitleyip , krizlere neden olan talep yetersizliği, bilinmeyen şeyler değil. B ulunan çareler, para basma, insanlara geleceğini yedirme,kısaca borçlandırma, borçlandırma vb.,vb.
Sistemin bu yaşanan, çarpık küreselleşmeyle tıkanıp, krizler yaratan evresi, yaşattığı sorunlarla, toplumları yıkımlara uğratan evresi, bu anlayış ve yaklaşımlarla aşılabilirmi?
Ancak , G-8' lerden, G-20'lere koşan sistemin koçlarının kafalarıyla sistem, dayatan yeni evresinin kapısında, daha bir süre bekletilebilir. Uğranılan zarar ziyan, kitlelerin sinesine havale edilir.Bu da, nelere mal olabilir, her zaman olduğu gibi yaşanınca bilinir.
Sanırım artık, herkesin şapkasını önüne koyup, yeniden, birlikte , konuşarak ,tartışarak sistemi, odağında yer alması gereken insanı ve yaratıp, sonra kölesi olduğu parayı, yeniden tanıması, kavraması ve sistemin farkında olmadan dayandığımız, yeni evresinin kapısında aydınlanması ve kafasını aydınlatması gerekir. Yoksa insanlığın, yeniden ve daha büyük kayıplara doğru gidişinin önüne, nasıl geçebiliriz?Bu hepimizin güncel ve acil sorunu değil mi?.
Yurdaer Erşan
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment