RADİKAL KİTAP
17/07/2009
Sokrates Marksist olsaydı!..
YORUM:
26/07/2009
DÜNYANIN YARISI MARKSİST OLSA NE OLURDU?
Marksist olup da, Marks'dan ötesini göremeyenlerle, ki bunlar Sokrates bile olsalar, bir şeycikler olmaz, pek fazla bir şeyler değişmezdi. Gene krizlerimiz ve kavgalarımızla birbirimizi kırar geçirirdik.Tıpkı şimdiye kadar olduğu gibi.Sadece sınıf mücadelesi, giderek belki, daha da keskinleşirdi. Hala, ne olduğunun farkında ve bilincinde olmadığımız Sistem, belki daha hızla olgunlaşıp, yeni bir evresinin eşiğine getirirdi bizleri. Ama sistemin her dönemde aktüelleşen değişik yapılanmaları içinde, sistemi temel karakterestikleriyle kavrayamadığımız için, tıpkı bugün olduğu gibi, gelinen her yeni evreyi kavrayamaz, değişim ve dönüşümün ağır bedellerini öderiz. Her yeni evrenin de, kendiliğinden gerçekleşmesinin tanığı oluruz.
Hala Marksist de olsak, parçalanmış insanın sağ veya sol gözüyle baktığı dünyayı, algıladığı kadar algılar , kavradığı kadar kavrardık . Nitekim öyle kavradığımız da aşikar.
Hala Marksist olsak, insanın neden parçalandığını ve nasıl bir yeni bütünlüğe yöneldiğini bilemezdik.
Hala Marksist olsak, bir insanın iki farklı yarısından birini, temsil ettiğimizi düşünemez, diğer yarımızı yok ederek, paçayı kurtarıp insan olacağımızı düşünürdük.Tıpkı bunu hala böyle düşünenler gibi. Ne içinde devindiğimiz, genel mübadele ilişkileri sistemini, ne de odağında yer alan insanın tarihsel serüvenini bilip, kavrardık, eğer hala Marksist olsaydık. Marks tıpkı Newton’un fizik dünyasında aldığı yer gibi, sınıf kavgaları dünyasında, o dünyanın gerçekleri ve gerekleriyle orada kaldı. Doğa bilimlerinin, bugün birbirleriyle sanki bütünleşerek, yeni paradigmalar,yepyeni kuram ve buluşlarla aydınlattığı dünyamızda, ekonomik ve sosyal yapılanmalarımızın da, bu gelişmelerden etkilenmemesi mümkün değil. Relativite, Kaos, Kuantum vb. kuramlarla gözlerimizi devinimin aydınlanan dünyasına açınca, ekonomik sosyal, siyasal, kültürel yapı ve örgütlenmelerimizin geçmiş, geleneksel, tarihsel tüm yapı taşlarını yeriden oynatmak zorunda olduğumuzu da gördük.
Sistem bilimi, bütünlükleri kavramanın ve yeni bütünlükler oluşturmanın yollarını açtı. Sistem, yeni evresinin açılımının bütünlenmiş insanların birlikteliğinde kendiliğinden değil, bilinçlice gerçekleştirebileceklerini, dili olsa haykıracak.
Bu işin, hala “sağda”,” solda” nefes tüketenlerin, kendini hala Marksist yada bir”ist” sananların işi olmadığı, bir anlaşılabilse!..
Yurdaer Erşan
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment