Thursday, April 2, 2009

Cumhuriyet
"Kriz gelişmekte olan ülkelere zarar verebilir"
Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, küresel ekonomik krizin, gelişmekte olan ülkelerde yıkıcı etkiler yaratabileceği uyarısında bulundu. Zoellick, G20 buluşmasının güveni sağlaması gerektiğini belirtti.
AA
Londra- Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, Londra'da yaptığı konuşmada, krizin, siyasi etkileri olabileceği, insani ve sosyal krize dönüşebileceğini belirterek, ''gelişmekte olan ülkelerde insanların krize karşı korunmak için çok az önlemi var; tasarruf yok, sigorta yok, işsizlik maaşı yok ve sıkça gıda yok'' dedi.
Gelişmekte olan ülkelerde insanların krize karşı korunmada çok zor durumda olduklarını belirten Zoellick, ''Londra, Washington ve Paris'te insanlar prim ya da prim almama konusunda konuşuyorlar. Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika'da ise sorun gıda ya da gıda bulamama konusunda'' diye konuştu.
G-20 üyelerinin harcamayı desteklemek için daha fazla çaba göstermesi gerektiğine işaret eden Zoellick, ''hiç kimse bu teşvik paketlerinin uzun bir süre yeterli teşviki sağlayacağından emin olamayabilir. Küresel krizler küresel çözümleri gerektiriyor'' dedi.
G-20'nin dünya ekonomisinde güveni sağlayacak fikirleri ve faaliyetleri birleştirmekten uzak durmaması gerektiğini ifade eden Zoellick, G-20'nin, bankacılık reformlarının izlenmesi, teşvik paketlerinin etkilerinin değerlendirilmesi ve korumacılığa karşı koymaya yardımcı olmak için mevcut uluslararası kurumları güçlendirmesi ve ıslah etmesi halinde krizin yarattığı güçlüklerin birçoğunun halledilebileceğini ifade etti.
Dünya Bankası'nın mikrofinans, altyapı ve bankalara sermaye desteğine gönderme yapan Zoellick, hükümetler, uluslararası kurumlar, sivil toplum ve özel sektör için kaynakları hareket geçirmenin önemli olduğunu vurguladı.
G-20'nin yeni 50 milyar dolar tutarındaki Küresel Ticaret Likidite Programı'nı onaylamasını umduğunu bildiren Zoellick, liderlerin, 1980'de Latin Amerika'daki ve 1990'da Asya'daki ekonomik krizlerden ders çıkarması gerektiğini belirtti.
Zoellick, ''Son 60 yılda piyasaların yüzmilyonlarca insanı nasıl yoksulluktan kurtarabildiğini gördük. Ancak aynı zamanda açgözlülük ve pervasızlığın bu kazanımları nasıl çarçur edebildiğini gördük. 21. yüzyılda insan yüzlü piyasa ekonomilerine ihtiyacımız var. İnsan yüzlü piyasa ekonomileri birey ve toplum için sorumluluğunun farkında olmalı'' dedi.
31 Mart 2009

Yorum:

Bay Robert Zoellick,gelişmekte olan ülkelere "en çok zararı siz göreceksiniz!"diye korku salmaya çalışsanızda, krizin hiç olmazsa boyutunu doğru saptamışsınız.Küresel krizin, küresel tedbirlerle çözülebileceğini söylemektesiniz.Ama bunun bir sistem krizi olduğunu ve mutlaka küresel katılımla çözülebileceğini görmek istemeyenlerdensiniz.Sistem,sermaye birikim sürecinde yaşadığı ve temelde arz talep uyumsuzluklarıyla patlak veren dönemsel krizlerine dönemsel çareler hep buldu.Yıkıp,yok etmeyle birikim sürecini besleyerek, günümüze geldi.Ama,sistemin güç ilişkileri çağının, gerilim,çatışma ve yeniden paylaşım anlamındaki geçmiş evresinin de sonuna geldik.Ekonomik,siyasal,sosyal vb. tüm alanlarda, demokratikleşmenin, katılımın ve çok yönlü bütünlenmenin gelip dayattığı,yeni bir evrenin eşiğindeyiz.Günlük deyimle kaybet-kazan döneminin bitmesi gerektiği ve gerçek kazan-kazan döneminin tüm insan ilişkilerinde kapılarımıza dayandığı bir evrenin içine girmekteyiz.Ama bu gerçekliği tüm boyutları ile kavrayabilmek için,küreselleşen sistemi ve onun odağında yer alan İNSAN'ı,artık tanımamız gerek!..İktisat biliminin temel taşı hala Firma'dır ön kabulü ile ,ne sistemi,ne de odağındaki insanı yerli yerine oturtabilirsiniz. Hala ilim olan bu bilimin ön kabulünde insanın yeri yoktur.İnsanı, mübadele ilişkileri sistemini,onun zorunlu bir evresi olan güç ilişkileri düzenini ve sistemin en gelişkin mübadele aracı olan parayı,bugün ulaştığımız bilgi birikimiden hareketle,yerli yerine oturtmadan,sistemin dönemsel krizlerle kafalarımızı kıran darbelerinden kurtulmak mümkün olabilir mi?Yaratıcı güçlerini gerçekten özgür kılmış, aydınlanmış insanlar, öncüsü olup geliştirecekleri diyalog platforumlarında,ipin ucunu gerektiği yerden yakalayabilirler.Böylece küresel muhalefet meydanlarında nefes tüketmekten kurtularak,otrak aklımızın yolunu buluruz.Hepimizin binbir türlü ideolojik kirliliğin kararttığı yolladan kurtularak,geleceğimize yönelik ,aydınlanmamızın yolunuda açmış olamazmıyız!..
Yurdaer Erşan

No comments: