Friday, April 17, 2009

Radikal

Piyasanın teolojisi
16/4/200923:32
“Bilmiyoruz -Bay E.Hobsbawn-, En başta,mevcut krizin üstesinden nasıl geleceğimizi bilmiyoruz.”
Bugüne kadar bildiklerimizle, konumumuza ve durumuza göre taktığımız ideolojik gözlüklerle, yaşadığımız gerçekliği farklı algılıyoruz. Taşıdığımız ortalama akılla da, fili tanımlar gibi kriz tanımlıyoruz. Elimizde, kıt kaynaklarla sonsuz ihtiyaçlar arasında sıkışıp kalmış bir” iktisat ilmi” ile, güç ilişkileri ve çıkar çatışmaları dünyasında biçimlenmiş bir “siyaset bilimi”var. Sınıf kavgaları ve güç ilişkileri dünyasının ötesini göremeyenler, tahayyül edemeyenler, sistemin ve insanın geleceğini düşünebilirler mi?Bir türlü tanımlayamadığımız bu sistem kıra döke, kendini bize tanıtacak. Kedimizi de tanımamızı sağlayacaktır.
Dün kafamızda kapitalist sistem, sosyalist sistem diye bir ikilem vardı. Bugün, ağır kayıplarla öğrendik ki, hepsi de kapitalizmin ya da birikim sürecinin kaçınılmaz, birbirini bütünleyen, ama aynı zamanda çatışan düzenleri, rejimleri.Bu çerçevede Tony Blair’i, daha sonra iş başı yapan Gordon Brown’ı, uyguladıkları ekonomi politikalarıyla birer pantolonlu Thatcher olarak nitelemeniz hiç de abartılı değil. Ama bugünlere gelene kadar yaşadığımız deneyler, sizi getirip Melez ekonomi’nin kapısına bırakmamalıydı.
Evet iktisat hala bir bilim değil, ama gerek doğa bilimlerinde, gerekse sosyal bilimlerde oluşan bilgi birikimi, İktisat ilmini de bilimsel bir yapıya ulaştırmaya, engel değil herhalde.Kaçınılmaz olarak nesnesi insan olan ,bu bilimde de, insanı yeniden tanımlamak ve içinde devindiği sistemler bütünlüğünde, onu yerli yerine oturtmak mümkün gibi geliyor bana. İ.Wallerstein’lar, Giovanni Arrighi’ler, ve sizin gibi değerli bilim insanlarının, insanın yaratıcı-üretici gücünün, onun temel karakterestiği olduğunu bilerek, içinde yer aldığı küresel karakterli sistemle uyumlanmasının, dayatan koşullarını dillendirmeleri, kavranılır kılmaları gerekir diye düşünürüm.
Tüm varoluşun temelinde, enerji alışverişi ilişkisinin yattığının bilincinde olarak, insanın da, varoluşundan bu yana, kaçınılmaz olarak, kendisini bütünleyen çevresiyle, mübadele ilişkisi yaşadığını biliyoruz.Kapitalizmin, sermaye düzeninin gerekli birikim sürecini, en vahşice yaşadığımız bir evresinin sonuna geldik.Ama güç ilişkileri içinde, kıran kırana yaşanan bu süreç, gerçek piyasa ekonomisi,serbest piyasa ekonomisi süreci değildi.Onun ideolojisi, teolojisiyle yaşanan bir süreçti.Dünyada hiçbir sistem, düzenleyicisini,otoritesini yok ederek yaşayamaz.Bugün gerek duyulan, sistemin küresel,bütünsel düzenleyicisini, otoritesini yaratmak ve onun temel niteliklerini,sistemin yeni evresine göre tanımlamaktır.Bunun da, kafamızı vura vura kavranılacağından ve gerçekleşeceğinden eminim.
yurdaer erşan

No comments: