Thursday, April 16, 2009

Referans

Kapitalizmin geleceğine ilişkin alınan dersler
15.04.2009
Misafir Yazar : Financial Times-Başyazı Yorum

Bazı krizler yaygın bir histeriye yol açıyor, bazıları ise odaklanmaya. Bu kriz her ikisine de yol açtı. Lehman Brothers'ın çöküşü finans piyasalarını felç edecek şekilde panikletti.
O günden bu yana herkesin düşünmek için zamanı oldu. Geçen iki ay içinde Financial Times gazetesi kapitalizmin geleceği üzerine bir "yorum ve analizler" dizisi yayımladı. Artık bu tartışmadan çıkarılacak dersleri ele almanın zamanı geldi.
Bu kriz, gerek kökenleri gerekse etkilerinin aldığı küresel boyut açısından emsalsiz. Yükselmekte olan ülkelerde elde edilen gelir fazlası, Batı piyasalarında balonları daha da güçlendirdi. Bu balonlar patladığında ise kriz küresel sistemin kalbini vurarak, hiçbir ülkenin sonuçlardan kaçınmasına olanak tanımadı. Bu noktada, özellikle finans piyasaları başta olmak üzere, küresel ekonominin daha iyi yönetilmesinin gereğini ağır bir maliyetle öğrenmiş olduk.

Eski doğruları keşfettik
Bazı eski doğruları ise yeniden keşfettik. İnsanlar her zaman rasyonel olmuyor ve hata yapabiliyor. Borç alınmış parayla spekülasyon kendi içinde risk taşıyor ve bu işlemler ne kadar karmaşık ve varlıklar ne kadar birbiriyle ilintili olursa o kadar riskli oluyor. Dıştan dayatılan kurallar ve etik ne kadar zayıf olursa, kendi çıkarlarını öne çıkaran aktörler, maliyetleri ve riskleri o derece başkalarının üzerine yıkıyor. Dolayısıyla piyasa her zaman kendi kendine düzeltme yapamıyor. Düzenlemeye tabi olmayan piyasalar, toplumsal verimliliği artırmaktan ziyade, azaltabiliyor.
Bunlar kapitalizme değil, kapitalistlere dair ithamlar. Kapitalizm, birçok çeşidiyle var ve daha az düzenlemenin her zaman iyi olduğuna dair tezler yanlış çıktı. Ancak liberal piyasanın temel özellikleri; özel mülkiyet hakları, adil bir şekilde hazırlanmış düzenlemeler ve demokratik siyasetin alternatifi yok. Kapitalizmin son 70 yılda gerçekleşen en kötü krizi, toplumda ciddi bir alternatif görüşün önünü açmadı.
Bununla birlikte bu kriz, finansal regülasyonlara dair ulusal çerçevenin küresel bir finans krizinin yönetimi açısından uygun olmadığını ortaya koydu.
Tek tek ülkelerde finans sektörünün çöküşünün önlenmesi hükümetlerin yükümlülüğü altında. Bu doğrultuda hükümetler, kurumların davranışlarını ve risklerini toplumsal çıkarlara uygun bir şekilde düzenlemeye zorlama hakkını talep etmeli. Kumar oynayıp, kaybeden şirketlerin, diğerlerini de yanlarına çekmemeleri için iflas edip faaliyetleri sona ermeli.

Çelişki nasıl çözülecek
İflas demek, kapitalizm demektir: İflas, girdiğiniz risklerin sonuçlarına katlanmanızı sağlamaktadır. Ancak ulusal hükümetlerin uluslararası piyasaları yönetmek konusundaki yetersizliği, en büyük finans kurumlarının paçayı kurtarmalarını sağladı.
Finans küreselleştikçe, ulusal kurallar bazı şirketlerin iflas ettirilemeyecek kadar büyümesinin önüne geçemedi. Finans devlerini kapayabilmek için ya bu şirketlerin kreditörlerini kurtarmak ya da küresel bir resesyon riskini göze almak zorunda kaldığımızı keşfettik. Bu arada iflas ettirilemeyecek kadar büyük olan bu şirketler, aynı zamanda bütçe ve siyasi gerekçelerle ulusal hükümetlerin kurtaramayacakları kadar da büyük olabiliyor. Gerçek küresel kurumları kurtarabilecek ancak birkaç ülke söz konusu. Her halükârda vergi mükellefleri, iflas eden kurumun yabancılara olan yükümlülüklerini yerine getirebilmesi amacıyla kurtarılmasını reddedebiliyor.
Krizle birlikte ortaya çıkan en büyük soru, bu çelişkinin nasıl çözüleceğine dair. Küreselleşen finans ile ulusal yönetişim arasındaki mesafe sürdürülemez durumda. Ya yönetişim daha küreselleşecek ya da finans daha az küresel olacak.

Küreselleşme sürmeli
Her iki yönde de basınç söz konusu. Bankalar şimdiden ulusal hükümetlere daha fazla borçlu hale geliyor. Öngörülebilir, ancak düş kırıklığı yaratacak şekilde birçok siyasetçi, artan güçlerini korumacı politikalar dayatmak üzere kullanıyor. Bu tehlikeli bir yön.
Bir yandan finans piyasalarının küresel olması sürerken, öte yandan piyasaları güvenceli kılmak, ülkeler arasında daha sıkı işbirliğini gerektiriyor.
Küreselleşmeden geri adım atmak, zarar verici olur. Günümüzdeki siyasi iklim göz önüne alındığında, bu aynı zamanda güvensizlik tohumları ekecek ve uluslar arasındaki uzlaşmaz çelişkileri güçlendirecektir. Dünya liderleri, engellemekte aciz kaldıkları krizin en kötü sonuçlarını savuşturmak zorunda.
Bazı krizler yaygın bir histeriye yol açıyor, bazıları ise odaklanmaya. Bu küresel ekonomik kriz her ikisine de yol açtı...

Yorum;

Bence, bu yaşanan krizden pek de iyi ders alınmamış.Küresel ekonominin daha iyi yönetilmesi gereği ağır bir maliyetle öğrenilse de, hala her ülke, kendi başının derdine bakarak, güç ilişkilerinin dayatan zorunlulukları nedeniyle,yıkımları kendileri için fırsata dönüştürme yolunu kollamakta. Küresel, sistemsel krize, onun gerekli kıldığı yapısal dönüşümlere ve bütünleşik kurumlarını yaratmanın küresel aklına ve yaklaşımına yandan bakmaktalar.Bu gidişle daha çok canın yanması,yıkımların alınan sözüm ona tedbirlerle durmayacağının yaşanması gerekecek.
yurdaer erşan

No comments: